banner

Kutlu Doğum FETÖ projesi

Kutlu Doğum FETÖ projesi

Doğum günü kutlamak, ibadet yok, âdettir. Dinimizde mübarek gecelerin durumu farklıdır, bunlar ibadet olduğu için hicri yıla göre kutlanır. Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştı. Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselam nübüvvetten daha sonra, her yıl bu geceye yük verirdi. Bu gecede, Eshab-ı kiram bir yere toplanıp Efendimizin doğum öncesi ve sonrası mucizelerini okurlar, anlatırlardı. Bunun için dünyanın her tarafındaki Müslümanlar bu geceyi Mevlid Kandili olarak kutlayarak Resûlullah Efendimizi yâd etmektedir. Asırlardan beri sürekli bu kutlamalar, Rebiülevvel ayının onikinci gecesi yapılıyordu.

SÜRE DA İŞİN İÇİNDE…

1989 yılında kutlamaların “Kutlu Doğum Haftası” adı aşağı yapılması kararlaştırıldı. Teklif FETÖ’nün elebaşı Gülen’den iltifat ile bahseden Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay ve Zaman gazetesi yazarı Mümtaz’er Türköne’den gelmiş, kutlamaların ismini de Ayvaz Gökdemir bulmuştu.

“Kutlu Doğum” birincil sene 12 Eylül-17 Ekim 1989, ikinci yıl 1 Ekim-7 Ekim 1990, sonraki yıl 20 Eylül-26 Eylül 1991, 1992´de 9 Eylül-15 Eylül ve 1993´te ise 30 Ağustos-5 Eylül günleri arasında kutlandı. Hafta birincil zamanlar kimsede hastalık meydana getirmedi. Zira vaktiyle olduğu gibi hicri takvime kadar kutlama yapıldı. Çok geçmeden Türk milletinin kalbini sızlatacak girişimler başladı. 1994 senesine gelindiğinde kutlama tarihi 20 Nisan-26 Nisan günleri arası sabitlendi. Her sene Mevlid Kandili bambaşka bir tarihe denk geliyor, ancak ırk Peygamber Efendimizin doğum gününü nisan ayında kutluyordu. Bir vakit sonra Kutlu Doğum Haftası’nın son gününün FETÖ elebaşı Gülümseyen’in doğum tarihi ile çakıştığı fark edildi. Görünen O Ki Peygamberimizin doğum günü kutlanıyordu. Oysa perde arkasında yapılanlar ayrı bir şeydi. Tepki üzerine 2008 yılından itibaren etkinlik tarihi bir hafta öne alındı.

KIŞA EŞIT GELİNCE…

Hâlen FETÖ’den esir bulunan Mümtaz’er Türköne süreci anlatırken şu itirafta bulunuyordu: “İlerleyen yıllarda, Mevlid Kandili kış aylarına tesadüf edince, Kutlu Doğum’u sabitlemeye karar verdik. Miladi takvime tarafından nisan ayında bu hafta, Diyanet’in önayak olmasıyla “Kutlu Doğum Haftası” olarak duyuru edildi. Başlarda epeyce itiraz geldi. Bidat olarak görüldü.”

Artık FETÖ, projesini istediği gibi yönlendiriyordu. Bir Fransız akademisyenin önerisiyle her sene farklı gündem ile Peygamberin anlatılması kararlaştırıldı. Ama programlarda hemen hemen Peygamber Efendimiz hiç konuşulmuyor güya insanlık idealleri işleniyordu. Şefkat, acıma, güven, emanet gibi konulara yer veriliyor “evrensellik” mesajlar anlatılıyordu.

HRİSTİYANLAR GİBİ YAPALIM!

Bu, Hristiyanların Noel yortusuna alternatif bir hafta oluşturmaya çalışıldığı yorumlarına sebep oldu. Zira FETÖ’nün başı Gülümseyen, Ekim 1991’de Akıntı dergisindeki yazısında şöyle diyordu: Acaba bu Kutlu Doğum’u daha dürüst ve daha önemli olarak değerlendiremez miyiz? Hazreti İsa ile alakalı günler, halkı Hristiyan olsun-olmasın, hemen her ülkede âdeta neşe, sevinç kıyametleriyle kutlanır; Her tarafa O’nun namına tebrikler, hediyeler yağar. Dört bir tabi kandillerle süslenir, çarşı-pazar renklerle-ışıklarla kahkaha atar.
Güler Yüzlü’in dediği gibi yapıldı. Kutlamaların, suyu çıkarıldı. Peygamber Efendimizi anlatmanın haricen her şey yapılmaya başlandı. Diyanet ise bu duruma tepki göstermediği gibi işin organizatörü oldu. 

BİR TEK EFENDİMİZ YOK!

Kutlu Doğum Haftasında birincil zamanlar Peygamber Efendimizin hayatı anlatılırken zamanla iş, Türkçe Olimpiyatları gibi FETÖ’nün sazlı sözlü eğlencelerine döndü. Diyanet ise bu duruma ayrıca tepki göstermedi keza de âlet oldu.

İBADET Mİ AĞIRLAMA Mİ?

Iş öylesine ciddiyetsiz bir hal aldı fakat bundan böyle kutlamalar festival havasından öteydi… Kutlu Doğum haftasında aynen Türkçe Olimpiyatları gibi sazlı sözlü organizasyonlar ile bir festival havası estirilmeye başlanmıştı. Bid’cet, harama davetler vardı. Bayan-erkek karışık sazlı dümbelekli peygamber anılması başlamıştı. Hatta Kur’ân-ı kerim şeklinde pasta yapılıp katılımcılara dağıtıldı. Bazıları bu haftada özel indirim günleri bildiri ederek peygamberimizi ticaretlerine alet etmeye kalktı. 2011 yılında orkestra eşliğinde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katılımıyla gerçekleştirilen “Mevlit Kantat Promiyeri” ise devlet büyüklerinin bu rezalete nasıl makine edildiğini gözler önüne seriliyordu.

Peygamberimizi methetmek ibadet olduğuna tarafından, kutlamalar ibadet sınırları içinde olması gerekirdi. Anma programlarında “Türk Tasavvuf Musıkisi”ne yer verilmesi, ilahilerin müzikli okunması hangi ölçüyle açıklanabilirdi. İbadet miydi, misafir etme miydi? Yahut ikisinin karışımında mı, yahut niyete kadar mi, değerlendirilecekti…

Dikkati çeken diğer bir husus da; reel doğum günü olan Mevlid Kandili kutlamaları; kandil gecesi mevlid okutmak, cuma hutbelerinde ve vaazlarda bahsetmekle sınırlı iken; ‘Kutlu Doğum’un bir hafta süreyle Mevlid Kandili programı ile mukayese edilemeyecek zenginlikte kutlanmasıydı. Bu haftaya Mevlid Kandili’nden daha yoğun bir şekilde hazırlanılması maksatlıydı. Zamanla hakiki doğum günü olan Mevlid Kandili unutulacak, yerini Kutlu Doğum Haftası alacaktı…

FETÖ’nün gerçek yüzü ortaya çıkınca Diyanet, bütün kitaplarını toplattı. Fakat Diyanet, Kutlu Doğum garabetine ise sıkı sıkıya sarıldı. Bu duruma tepki gösteren ilahiyatçılar ve tarihçiler bundan böyle hatadan dönülmesini istiyor.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı: Bunu başaran tarihe geçer

“14 yüzyıl daima hicri takvime göre kutlanan Mevlid Kandili şimdi alternatif bir programla miladi takvime kadar tertipleniyor. Bu alelade bir hafta yok, bir Orman Haftası, Yeşilay Haftası, Uyuşturucuyla Çaba Haftası yok bu dinî bir gecedir. Dinî kaideler neler gerektiriyorsa ona tarafından anmak lazım. Dünyanın hiçbir yerinde miladi takvime tarafından kutlama yapılmıyor. Bu ikilem kaldırılmalıdır. İslam âleminde Mevlid Kandili rebiül-evvel ayında kutlanırdı. Daha önce açıklanmış tarihlerde oynama yapılmaktadır. Bu ciddiyetten uzaktır. Diyanet İşleri Başkanı ve ekibine çağrım bu alternatif kutlamaları bırakıp Mevlid Gecesi kutlamalarını İslam âlemi ile birlik ve beraberle yapalım. Hem de aslına rücu olacaktır. Başkan da bu işte başarılı olabilirse tarihe geçecektir.’’

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil:Kandilleri de değiştireceklerdi

“Kutlu Doğum Haftası” FETÖ’nün organize projesidir. Ben bahis ediyorum oysa bu isimler de FETÖ benzer kişilerdir. Bu örgüt, gaz lambası günlerini bile Miladi takvime kadar yapacaklardı. Ramazan ayı, Kadir Gecesi de bunlara dâhil. Diyanet hâlâ FETÖ tuzağındadır. Ne üzücüdür oysa 14 Nisan 2017 cuma hutbesinde Diyanet bu projenin kendilerine ait olduğunu ifade etti. Uyarı edin! Millî Eğitim Bakanlığı yerinde bir kararla kutlu doğum programlarını kaldırdı. Lakin Diyanet ve İlahiyat camiası nedense direnmektedir. Direnme bir yandan 25 yıldır Gülen örgütü içinde yer alan Prof. Dr. Ahmet Keleş Bey “Kutlu Doğum Haftası FETÖ projesidir” diyerek itirafta bulunurken Diyanet sahiplenmeye çalışmaktadır. Eğer Diyanet bunları değiştirmezse bunların vebalinden kurtulamaz.

İlahiyatçı Osman Ünlü: ‘Niyetimiz iyi’ çağırmak kurtarmaz

Bütün mübarek geceler kameri aylara kadar saptama edilir. Bunu 20 Nisan’a elde etmek caiz olmaz. Dinimize tutarsız bir husus için, (Niyetimiz iyi) aramak veya (Herkes kutlu doğumdan bahsederken, susmak yerinde olmaz) demek de, geçerli bir gerekçe değildir. Haram bir meslek, iyi niyetle de yapılsa haramlıktan çıkmaz. İşte bidatler böyle iyi kasıt kılıfı aşağıda yayılıyor. (Biz o niyetle değil de, şu hoş niyetle yapıyoruz) diyorlar. İbadete bidat karıştırmak büyük günahtır. Hele bundan başka kutlu doğum haftasında yapılan ibadetlere, çalgılar karıştırılıp kadın erkek karmakarışık mevlidler de okunursa, ibadete haram karıştırılırsa, daha büyük günah olur. Harama önem verilmezse küfür de olur.  

Abdülhakim Arvas | Türkiye Gazetesi

Haber Etiketleri:
· · · · ·
Haber Kategorisi:
Gündem

Bu Habere Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir